Milliyetçi kanadın temsilcileri konuştu; Öcalan’a özgürlük planına: Devlet terör örgütüyle pazarlık yapmaz

Haber gorseli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan ve iktidarın “Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürüttüğü süreç kapsamında hazırlanacak yasal düzenlemenin önümüzdeki hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulması bekleniyor. Meclis tatile girmeden yasalaştırılması planlanan düzenleme, şehit yakınları, gaziler ve muhalefet partilerinin bir bölümünde tartışmalara neden olurken, milliyetçi siyasetin önde gelen isimlerinden peş peşe dikkat çeken açıklamalar geldi.

Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ve İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, sürece ilişkin değerlendirmelerinde ortak olarak Abdullah Öcalan’ın herhangi bir statü kazanmasına karşı olduklarını vurguladı.

YUSUF HALAÇOĞLU: DEVLET TERÖR ÖRGÜTÜYLE HUKUK PAZARLIĞI YAPAMAZ

Türk milliyetçisi akademisyen kimliğiyle tanınan, en başından beri ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine karşı olduğunu ifade eden Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu, “Terörsüz Türkiye” söyleminin mevcut tabloyu yansıtmadığını belirtti. Terörün yalnızca silahlı eylemlerden ibaret olmadığını ifade eden Halaçoğlu, örgüt mensuplarına yönelik gündeme gelen bazı düzenlemeleri de bu çerçevede değerlendirdi.

Devletin hukuk tanımayan bir terör örgütünü muhatap almasının kabul edilemeyeceğini belirten Halaçoğlu, hiçbir devletin terör örgütüyle aynı masaya oturup hukuki bir müzakere yürütmeyeceğini söyledi. Böyle bir yaklaşımın devlet anlayışıyla bağdaşmadığını dile getiren Halaçoğlu, bunun eşyanın tabiatına aykırı olduğunu ifade etti.

Hazırlanan düzenlemenin temel amacının güvenlik değil siyasi hesaplar olduğunu öne süren Halaçoğlu, iktidarın anayasal değişiklikler ve Meclis’teki sayı hesabı nedeniyle bu süreci yürüttüğünü iddia etti. Mevcut seçim sistemiyle iktidarın yeniden seçim kazanmasının zorlaştığını ileri süren Halaçoğlu, bu nedenle farklı siyasi arayışlara yönelindiğini ifade etti.

Türkiye’nin üniter yapısının zarar görebileceğini öne süren Halaçoğlu, “Terörsüz Türkiye” söylemi altında federatif yapıya zemin hazırlanmak istendiğini iddia etti. Süreçte Abdullah Öcalan’a veya örgüte koordinatörlük benzeri bir statü verilmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Halaçoğlu, taraflardan birinin koordinatör olamayacağını, böyle bir yaklaşımın devlet ciddiyetiyle bağdaşmayacağını ifade etti.

Terör örgütünün silah bıraktığının söylenmesine rağmen örgütle iletişimin devam edeceğinin konuşulmasını da çelişki olarak değerlendiren Halaçoğlu, önümüzdeki süreçte vatandaşların birebir bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti. Halkın sandıkta bu gelişmeleri değerlendireceğini ifade eden Halaçoğlu, iktidar değişikliği halinde hukuksuzluk iddiası taşıyan tüm işlemlerin yeniden inceleneceğini ve sorumluların hesap vereceğini dile getirdi.

Yusuf Halaçoğlu’nun açıklamasının tamamı şöyle

“Vallahi, vallahi geçirmek istiyorlar da ne kadar geçecek, ne kadar geçmeyecek bilmiyorum ama her seferinde bunu geçirdikçe oy kaybediyorlar. Yani kaybetmeye devam edecekler. Terörsüz Türkiye zaten şu an işler durumda ama terörsüz de Türkiye yok. Adamlar hala illa silahla terör uygulanmaz ki. Hocaların serbest kalması bile söz konusu biliyorsunuz. Onun için bile uğraşıyorlar. Ya şimdi eee bunlar terörü eleştirmeyecek taraf olmadığı için ben eleştirmiyorum bile bunları. E en başından söyledik. Terörsüz Türkiye deyip terörü muhatap alarak bir devlet oturup hukuksuzluk hukuk tanımayan bir örgütle oturup masaya hukuk konuşamaz kardeşim. Eşyanın tabiatına aykırı bu. Yani şu an bunu yapmalarının sebebi 400 milletvekilinin üzerini çıkmak ve cumhuriyet şeyin eee şu anki cumhurbaşkanının ilk eee tek turlu seçimde en fazla oyu alacak seçilebilir hükmünü getirmek için yapıyorlar. Demin oylarına ihtiyaçları var. Şu an hala ulaşamıyorlar. 376 falan yapıyor, 79 yapıyor veya. Şimdi hala ulaşamıyorlar. Bir sürü transferine rağmen ulaşamıyorlar. Çünkü 50 + 1 ile kazanmaları artık mümkün değil. Karşısına iki tane aday çıksa gene alamaz ki. İkinci turda kalır. İkinci turda da kaybeder.

Onun için terörsüz Türkiye adı altında Türkiye’yi federatif sisteme sokmak bunu özgür de yapıyor. Maalesef programına oda koymuş, ana benzer bir şeyler koymuş. Öyle valla. Ondan sonra değişen bir şey yok. Hepsi birbirinin devamı eee aynı şeyi savunuyorlar. Hiçbir devlet terörle masaya oturmaz kardeşim. Terörün masaya oturmaz. Ve bir de statü belirliyorlar. Koordinatörlük statüsü belirliyorlar. Yahu taraflardan bir tanesi koordinatör olabilir mi? Dışarıdan birisi koordinatör olabilir. Bir de diyor ki örgütü ile ilişkilerinin ve irtibatının iletişiminin devamı olması lazım bir devlet partisinin. O zaman hani terör örgütü lağvediyordu? Kendini silah bırakıyordu?

Yapacağımız şey milleti bilinçlendirmek, bu konuda sahtekarlıklar ortaya koymak. çünkü yarın seçmenge seçim eee seçmenin önüne şey gelecek, sandık gelecek.Çünkü halkı bilinçlendirmeden hiçbir bağırıp çağırmanın bir anlamı yok. Halkımızı birebir temasla buralar bir işleyeceğiz ve bunlara oy vermeyecekler. Hepsi bundan ibaret. Sonraki gelecek hükümet olarak da eee bu bütün şeyleri ortadan kaldıracağız. Ne kadar haksızlık yapılmışsa kim cebini doldurmuşsa haksız olarak, kim ne yapmışsa hepsinin hesabı sorulacak.”

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ÖCALAN KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ OLAMAZ

Ülkücü hareketin güçlü isimlerinden Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu da henüz ortada kesinleşmiş bir yasa metni bulunmadığını hatırlatırken, alınacak böylesine önemli kararların doğrudan milletin onayına sunulması gerektiğini söyledi.

Ağıralioğlu, en temel itirazlarının Abdullah Öcalan’ın herhangi bir şekilde Kürtlerin temsilcisi olarak kabul edilmesi ihtimali olduğunu belirtti. Devletin birçok konuda tasarrufta bulunabileceğini ancak hiçbir siyasi tercihin Öcalan’ı Kürt toplumunun meşru temsilcisi haline getiremeyeceğini ifade etti.

PKK’nın da Kürtlerin temsilcisi olmadığını vurgulayan Ağıralioğlu, Abdullah Öcalan’ın yalnızca bir terör örgütü elebaşı olduğunu, hatta kendi değerlendirmesine göre tarih boyunca Kürtlerin karşılaştığı en büyük felaketlerden biri olarak görülmesi gerektiğini dile getirdi.

Yaklaşık 41 yıldır sürdürülen terörle mücadelenin anlamını zedeleyecek en büyük yanlışın, Öcalan’a siyasi muhatap muamelesi yapılması olduğunu söyleyen Ağıralioğlu, bunun hem terörle mücadeleye hem de Kürt vatandaşlara haksızlık olacağını belirtti.

Sürecin kamuoyundan uzak yürütüldüğünü öne süren Ağıralioğlu, perde arkasında Saray, İmralı ve Kandil arasında bir müzakere yürütüldüğünü iddia etti. Hazırlanan düzenlemenin ayrıntılarının AK Parti, MHP, DEM Parti, CHP ve diğer siyasi partilerin milletvekilleri tarafından dahi bilinmediğini söyleyen Ağıralioğlu, buna karşılık sürecin bazı çevreler tarafından yakından takip edildiğini ileri sürdü.

Bu nedenle Meclis’e gelecek düzenlemenin tüm ayrıntılarıyla kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirten Ağıralioğlu, şeffaflığın sağlanmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Yavuz Ağıralioğlu’nun açıklamasının tamamı şöyle

“Ya şimdi daha erken bir yasayı bir görelim. Benim bildiğim bu mevzuata ilk Devlet Bey açıklama yaptığı günden itibaren söylediğimiz şey şudur: Bu bedelini milletin ödediği çok ciddi bir süreçtir. Bu süreçte ne karar alınırsa alının referanduma götürülmelidir. Tamam. Bizim hassasiyet merkezimizin bir tanesi bu. Orada kabul etmediğimiz şey, devlet pek çok şeyi otorite olarak, meşru otorite olarak pek çok şeyi yapabilir ama hiçbir tercih Abdullah Öcalan’ın Kürtlerin temsilcisi yapamaz. Hiçbir denklemde PKK Kürtlerin meşru temsilcisi alamaz.

Öcalan terörist başıdır. PKK terör örgütüdür ve bunlar Kürtlerin haklarını konuşacağımız unsurlar değildir. Mücadelemizi, 41 yıllık mücadelemizi boşa düşüren şey bu tercihtir. Yani Öcalan’a Kürtlerin temsilcisi muamelesi yapmak ki Öcalan’ın da istediği budur zaten. Yani Kürtlerin meşru temsilcisi olmak istiyor. Öcalan Kürtlerin meşru temsilcisi değildir. Öcalan Kürtlerin hiçbir şey Öcalan Kürtlerin belasıdır. Tarih boyunca Kürtlerin başına ne takam, haksızlıklara uğramış belalar gelmiştir. Bana kalsa Öcalan ve PKK Kürtlerin başına gelmiş en büyük beladır.

Şu anda perde arkasında yürütülen bir süreç var. Bu süreç Kandil, İmralı ve Saray arasında yürütülüyor. Uzunca bir zamandır devam eden pazarlıklar nihayet sona yaklaşmış ki önümüzdeki günlerde eee süreci yasalandıracak adımları atmanın hazırlığını başlatacaklar.

Şu anda ne tür bir hazırlık içerisinde olduklarını AKP milletvekilleri bilmiyor. MHP milletvekilleri bilmiyor. Terör örgütünün siyasi uzantısının milletvekilleri bilmiyor. CHP ve Yeni Partinin milletvekilleri bilmiyor. Yarı sıra biz de bilmiyoruz. Ama süreçle ilgili gelişmeleri Saray’da bazı çevreler biliyor. İmralı canisi biliyor, terör ağları Kandil’de biliyor ve böyle bir süreç işletiyorlar.”

TURHAN ÇÖMEZ: 50 BİN KİŞİNİN KATİLİNE STATÜ VERİLEMEZ

Cumhuriyet ve Türk bayrağına sahip çıkılması amacıyla düzenlediği “Bayrak Açıyorum” mitingleriyle gündeme gelen İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez de sürece ilişkin en sert açıklamalardan birini yaptı.

Çömez, devletin terör suçlarından sorumlu tuttuğu bir isimle pazarlık yapmasının veya aynı masaya oturmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. Yaklaşık 50 bin kişinin ölümünden sorumlu tuttuğu Abdullah Öcalan’ın hiçbir şekilde barışın simgesi haline getirilemeyeceğini ifade eden Çömez, kendisine herhangi bir statü veya “kurucu önder” niteliği verilmesine kesin olarak karşı olduklarını söyledi.

Bugüne kadar defalarca uyarılarda bulunduklarını belirten Çömez, bundan sonra da aynı tavrı sürdüreceklerini ifade etti. Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü savunmaya devam edeceklerini söyleyen Çömez, terör örgütlerinin ve onların arkasında bulunduğunu iddia ettiği uluslararası güçlerin karşısında duracaklarını dile getirdi.

Sürecin yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını dile getiren Çömez, bunun Büyük Ortadoğu Projesi ile bağlantılı olduğunu iddia etti. Bölgedeki tüm Kürtleri temsil edecek yeni bir liderlik oluşturulmaya çalışıldığını ileri süren Çömez, Abdullah Öcalan’ın bu kapsamda öne çıkarılmak istendiğini dile getirdi.

Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bu girişime destek vermeyeceğini öne süren Çömez, Kürt vatandaşların PKK aracılığıyla temsil edilmesine de karşı olduklarını vurguladı. Türkiye’deki Kürtlerin meşru temsilcisinin demokratik siyaset olduğunu belirten Çömez, ülkenin birliği ve ortak geleceğinin korunması gerektiğini ifade etti.

Turhan Çömez’in açıklamasının tamamı şöyle:

“Devlet 50.000 kişinin katiliyle pazarlık yapmaz. Onunla masaya oturmaz. Onunla böyle bir görüntü vermez. 50.000 kişinin katilinden barış güvercini çıkmaz. 50.000 kişinin katiline statü verilmez. Kurucu önderlik payesi verilmez. Atılan adımların hepsi yanlıştır, hatalıdır ve bu ülkeyi ihanete sürüklemektedir. Bu ülkeyi felakete sürüklemektedir. Müteaddit defalar uyarımızı yaptık. Bu uyarıları yapmaya devam edeceğiz. Biz milletin yanında duracağız. Biz bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü savunuyoruz. Terör ağlarının, onların arkasındaki iradenin emperyal güçlerin sonuna kadar karşısında duracağız.

Bu süreç aslında büyük Ortadoğu Projesi ile paralel götürülen bir süreç ve coğrafyada yeni bir yapı kurmak istiyorlar. Bölgedeki Kürtlerin tamamına bir önder tayin etmek istiyorlar. Arkasında emperyalistlerin olduğu bu proje ile cani başını önderleştirmek istiyorlar. Ona statü vermek istiyorlar. Ama bu ülkenin asıl vatandaşları bu oyuna gelmeyecek. Bu sürece hayır diyecektir. Biz bu ülkenin birliğinden, bütünlüğünden yanayız ve Kürt kardeşlerimizi, Kürt dostlarımızı bu ülkenin asıl Kürt vatandaşlarını PKK marifetiyle dizayn etmeye çalışanlara da onay vermeyeceğiz.”

GÖZLER MECLİS’E SUNULACAK DÜZENLEMEDE

“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanacak yasal düzenlemenin önümüzdeki günlerde TBMM Başkanlığı’na sunulması beklenirken, düzenlemenin içeriği henüz resmi olarak açıklanmadı.

Öte yandan sürece ilişkin farklı siyasi kesimlerden gelen değerlendirmeler ve eleştiriler kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

yok

Author: Mehmet Yılmaz