ABD Merkez Bankası’nın (Fed) Başkanı Jerome Powell, 15 Mayıs 2026 tarihinde sona erecek olan görev süresi öncesinde bu hafta Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısına başkanlık edecek. Sekiz yıllık hizmet süresi boyunca birçok zorlu ekonomik krizle yüzleşen Powell, bu süreçte hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimlerin altında çalışarak siyasi bir denge sağlamaya çalıştı. Ancak, özellikle Donald Trump döneminde yaşanan gerilimler, veda sürecini karmaşık hale getirdi.
Powell’ın başkanlığı, 2020’deki Kovid-19 pandemisiyle önemli bir dönemeç yaşadı. Ekonominin durma noktasına geldiği dönemde, faiz oranlarını sıfıra indirerek piyasalara trilyonlarca dolarlık likidite enjekte etti. Ancak, enflasyonun artışını “geçici” olarak nitelendirmesi nedeniyle eleştirilerin hedefi oldu. 2022 yılının Haziran ayında enflasyonun %9 ile 41 yılın en yüksek seviyesine ulaşması, Fed’i sert faiz artırımları yapmaya zorladı. Bu dönemde, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar gibi dışsal faktörler, Powell yönetimindeki Fed’in para politikasını sürekli bir kriz yönetimi taktiği içinde tutmasına neden oldu.
Göreve başladığı 2018 yılından bu yana çok daha dalgalı bir ekonomik tabloyla karşı karşıya kalan Powell, görevini devretmeye hazırlanırken, yerine geçecek olan Kevin Warsh’un onay süreci Washington’daki siyasi çekişmelerle engellenmiş durumda. Fed binalarındaki tadilatlarla ilgili olarak başlatılan bazı soruşturmalar Adalet Bakanlığı tarafından kapatılmış olsa da, Senato’daki siyasi belirsizlik henüz aşılmış değil. Bu durum, 15 Mayıs sonrasında Powell’ın “geçici başkan” unvanıyla görevine devam etme ihtimalini artırıyor. Trump’ın görevden alma tehditlerine rağmen, Powell, yasalar çerçevesinde Fed’in bağımsızlığını korumaya çalışarak, 28-29 Nisan tarihlerinde yapılacak toplantıda son mesajlarını vermeye hazırlanıyor.