Syracuse’daki New York Eyalet Üniversitesi Çevre Bilimleri ve Ormancılık Fakültesi ile Cornell Üniversitesi’nden bilim insanları, 7 Haziran 2026 tarihinde Seneca Gölü’nün tabanında gerçekleştirdikleri sonar taramaları sonucunda 144 devasa krater tespit etti. Bu kraterler, her biri yaklaşık 9 metre derinlikte ve 120 metre genişlikte olmak üzere, yüzyıllardır bölge halkı tarafından duyulan ve “Seneca Topları” veya “Seneca Davulları” olarak bilinen patlama seslerinin kaynağını oluşturuyor.
Gölün en derin bölgelerindeki tortul birikintilerinden alınan su ve malzeme örnekleri, yapılan laboratuvar analizleri sonucunda göl tabanının altında yüksek miktarda metan ve diğer gazların bulunduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacılar, tortul kayaçların altında biriken metan gazının zamanla baskı oluşturarak göl tabanında patlamalara yol açtığını ve böylece yüzeye ulaşan gaz kabarcıklarının patlamasıyla şok dalgalarının meydana geldiğini belirtti.
Bu yeni bulgular, 1934’te jeolog Herman Fairchild ve 1971’de William F. Arnsbrack tarafından öne sürülen doğal gaz emisyonu teorilerini de doğrulamış oldu. Geçmişte Seneca halkı, bu doğa olayını “Büyük Ruh Manitou’nun gazabı” olarak yorumlarken, Avrupalı göçmenler ise “Seneca savaşçılarının ruhları” olarak tanımlamışlardı. Son zamanlarda bu ses olaylarının sıklığının azaldığı da belirtiliyor.
Uzmanlar, Seneca Gölü’ndeki elde edilen verilerin, dünya genelindeki diğer göllerin altında biriken gazları incelemek için önemli bir bilimsel referans kaynağı olacağını vurguladı. Ayrıca, patlama seslerinin azalması, uzun süredir bu beklenmedik gürültülerden rahatsız olan yerel halk arasında bir huzur kaynağı oluşturdu.